Nazilli Ayna Gazetesi

DİKİZ AYNASI

DİKİZ AYNASI
Meltem Tuğral( meltem_tugral77@hotmail.com )
06 Mart 2021 - 12:50
REKABET

İnsan var olduğundan beri bir şeylerle rekabet halinde. Önce doğaya karşı olan rekabet, 20. yüzyılda kapitalizmin gelişmesiyle insanla rekabete döndü.

İnsan, binlerce yıl önce mal takası ile başladığı ticaret hayatına, paranın icat edilmesi ile önemli bir boyut kazandırmış, zamanla bölgesel de olsa kurallar geliştirmiştir.

Göreceli olarak çok da uzak sayılmayan tarihimizde bizim de belli ticaret kurallarımız vardı. İnsan olmanın faziletlerinden güzel ahlak, doğruluk, yardımseverlik şartlarının yanında, usta-çırak ilişkisine kadar ticaret hayatını düzenleyen, kanun, genelge gibi yazılı olmayan  kurallar sıkı bir şekilde (toplumsal baskı ile) uygulanırdı.

Bu kurallardan birisi de söz konusu bölgede aynı iş kolunda kaç esnaf ve ya tüccar olabileceği ile ilgiliydi. Mesela Nazilli’nin kaç terziye ihtiyacı olduğu heyet tarafından belirlenir, terzilerin sayısı ve iş yeri açacağı mahalle tespit edilir, buna göre ustalığa geçen çıraklara kendi dükkanını açma izni verilirdi. Yeteri kadar terzi olduğunda ustalığa geçenler bile yeni iş yeri açamaz sırasını beklerdi.

Konumuz rekabet. Evet, rekabet o zamanın şartlarında da vardı. Ama kapitalizm ve küreselleşme olmadığı için rekabet edenler fiyatta değil hizmette rekabet ederdi. Hangi esnaf güler yüzlü ise, hangisi işinde daha usta ise müşteri ona giderdi. Yalan, dolan, üç kağıt zaten olmadığı için rekabet hizmette idi.

Geçmiş böyleydi. Peki, şimdi nasıl rekabet var. Bir kere artık (ne kadar öyle olmadığı söylense de) rekabet fiyatta. Malın cinsi ve kalitesinden çok fiyatı önemli. Her yerde indirim, şok indirim, seri sonu, stok sonu, patron çıldırdı, ayın 15′ i indirimi, cuma indirimi vs vs indirim ilanı dolu. Piyasa şartları mı dersiniz ekonomik şartlar mı dersiniz, rekabet artık fiyatta. Önceden bir söz vardı. Bir malın yalnızca fiyatına bakarsanız kusurunu kabul etmiş olursunuz. Artık fiyatı uygun malda kusur aranmıyor. Bu düşünce git gide daha adi ve ömrü kısa mallar üretilmesine sebep oluyor.

Diğer taraftan artık eşit şartlarda da bir rekabet yok maalesef. Fiyat bazlı rekabette yerel esnaf oldukça dezavantajlı. Çok miktarda mal alan zincir marketler ile kira, elektrik, su ve reklam gibi maliyetler açısından avantajlı olan internet alışveriş siteleri alış verişte daha avantajlı durumda. “Mal alınırken kazanılır satılırken değil” sözü tam da bugünün piyasasını anlatır ve daha yüksek girdi maliyeti olan esnaf baştan kaybeder.

Tüketici açısından bakıldığında fiyat olarak zincir marketler ve internet alışverişi daha kârlı ve cazip görünmekte. Bunun yanında yerel esnafın karşılık olarak kullanması gereken güler yüzlü hizmet ve insana dokunma, samimiyet gibi olgular tüketici açısından ikinci planda değerlendiriliyor. 

Mevcut durumda rakipleri ile mücadele etmekte zorlanan esnafın, güler yüz, insana dokunma özelliklerinin yanına fiyat olarak da bir şeyler katması gerekiyor.

Yapılacak şeylerin başında birbirleri ile fiyat rekabeti yapmayı bırakıp birlikte hareket etmek geliyor. Girdi maliyetini düşürmenin en önemli yollarından birisi malı daha ucuza almak. Esnafın, toptancı ve ya üretici ile pazarlık yapmasını sağlayacak güçlü bir birlikteliğe ihtiyacı var. Yani esnaf malı alırken kazanmayı başarmalı. Bunun yanında sektörel sorunlar belirlenip ortak çözümler üretilmelidir.

Bu işleri organize etmesi gereken esnaf ve ticaret odaları maalesef bu konuda çok yeterli değil.

OLDU MU?

Açıldık mı açıldık…

Kafeler, kahvehaneler, çay bahçeleri, lokantalar saat 19a kadar açık.

Düşünmemiz gereken hepten kapalı olması mı yoksa kısıtlı zamanda açık olmak mı?

Zaten aylar sonra yarım kapasite ile açılan işletmelerimize derman olur mu yoksa buna da şükür mü demeliyiz…

Kabaca hesap yapsak akşam yemeğini 18:30/19:00’dan önce yiyen var mı? Gündüz çalışan vatandaşlarımız mesaiden kaçta çıkıp kahvehane ya da kafelere gidecek?

Gündüz bu işletmelerin müşterileri ne kadar iş yapar günü kurtarabilir mi? Hafta sonu yasakları kalktığında göre hafta içi çalışan insanlar haliyle hafta sonu ne kadar yoğunluk yaratır bu işletmeler de, bulaş riski ne kadar artar?

Bu şartlar altında işletmeler ne kadar kazanır şehrimiz ne kadar kaybeder?

Kısıtlamalardan ya da kısıtlı çalışma sürelerinden amaç yoğunluğu azaltmaksa bu ne yaman çelişki?

Kafamda deli sorular…

ÖNERİ

Kuaför vb işletmelerimiz 20.00 a kadar açık kalabiliyorsa vatandaşa yemek yiyebilmek veya yemekten sonra bir çay bir kahve içebilme fırsatı verebilmek adına diğer işletmelerin de kapanış saatinin de 20:00 a alınması yiyecek içecek hizmeti veren işletmelerimize bir nebze daha nefes olur. Zaten rutin kısıtlama 21:00 da olduğuna göre vatandaş rahat rahat evine gidebilir…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
POPÜLER VIDEO GALERİLER

Rens Token

Nazilli Mantolama

Aydın Web Tasarım