Nazilli Ayna Gazetesi

AYNA’DAN YANSIYANLAR

AYNA’DAN YANSIYANLAR
Selçuk Söylemezoğlu( ssdenizkurdu@gmail.com )
08 Şubat 2020 - 16:56
2020 YILI

Yani yazıya hangi olaydan başlasam diye düşünüyorum. Hakikaten 2020 yılı öyle bir geldi ki, adeta kâbus gibi çöktü üzerimize. Yıla zaten şehitlerle girmiştik, ardından deprem geldi, depremde hayatını kaybeden onlarca insan, o arada yine şehitler geldi Rusya destekli Suriye saldırısında. Onun acısını yaşayamadan Van da çığ düştü haberleri, çığ altında kalanlara yardıma giden ekibin de üzerine çığ düşmesi sonucu yitip giden hayatlar. Allah Allah Yarabbi nedir bu derken, Sabiha Gökçen Havaalanında uçağın yere inerken duramayıp pistten çıkması ve üç parçaya bölünmesi. Neyse ki son olayda hayat kaybının olmaması tek tesellimiz. Bu kadar elim hadisenin birbiri peşi sıra gelmesi çok enteresan ama bir o kadar da ihtar mahiyetinde. Neyin ihtarı derseniz, haksızlıkların, hukuksuzlukların, hırsızlıkların, ahlâksızlıkların artık Gayretullaha dokunmaya başladığının ihtarı bunlar! Artık o kadar yanlış ve iğrenç işler olmaya daha doğrusu çoğalmaya ve bu durumu millet kanıksamaya başladı ki, arka arkaya bu ihtarlar geliyor. Allah’ın sopası yok derler, hayır var o sopa, ama görmesini bilene, idrak edebilene var. Yani buraya hangisini yazayım, müteahhittin hakkıyla yapmadığı için yıkılan binalarını mı, saçma sapan bir kanun yüzünden keyfi bir şekilde evinden uzaklaştırılıp sokağa atılan babayı mı, iki ay evli kaldığı bir kadına altı yedi yıldır nafaka ödeyen adamı mı, KHK ile görevinden apar topar alınıp daha sonra aklandığı halde işine geri döndürülmeyen ve ailece açlığa mahkûm edilen mağduru mu, denetim mekanizmasını gerektiği gibi çalıştırmayanları mı, ağır cezada mahkûm olup, istinafta bir şekilde beraat edenleri mi hangisini yazayım. Zulüm aldı başını gitti, zina aldı başını gitti, hukuksuzluk, keyfilik, rüşvet adamcılık vs vs. bu kadar yanlış üst üste bilerek ve isteyerek yapılmaya devam edilirse, Allah’ın sopası inmeye başlar. Bunu görmek, bunu anlamak, bunu hissetmek lazım. Mümin ferasetli olur, uyanık olur, ders çıkarır ibret alır. Bir yanda ayet hadis okurken, diğer yanda hırsızlık, usulsüzlük yaparsan Allah’ın sopası iner. Elbet te fiziksel sebepler yaratacak Cenab-ı Allah, sen o sebebin arkasını arayacaksın. Binanın temelini deniz kumuyla yapar, demiri o kumun içine gömersen, o bina yıkılır, öyle ciddi bir depreme de gerek yok zaten. Japon’un yaptığı bina 9 şiddetindeki deprem de bile yıkılmıyor neden, çünkü adam işini hakkıyla yapmış. Üstelik Japonlar Müslüman da değil he! Sen hem Müslümanım diyeceksin, ayet hadis okuyacaksın hem de demirden çimentodan çalacaksın. Sonra da Allah’ım neden böyle oluyor, günahımız neydi diyeceksin. Yok, öyle bir şey. Herkes, her kurum işini olması gerektiği gibi yapacak, hakka hukuka riayet edecek. Öyle bir takım laf cambazlıklarıyla kamunun hakkını yemeyecek. Yaptığı ahlaksız işlere bir takım kılıflar uydurmayacak. Bakın meşhur bir söz var biliyorsunuz; Yasal olan her şey helal demek değildir diye. Ne demek bu, mesela alkollü içki içmek yasal mıdır evet yasaldır, peki helal midir, hayır kesinlikle değildir. Bunun gibi işte. Bazı şeyleri yasal kılıflar altına sokup, kamunun hakkını yemekte bunun gibidir. Hassastır bu işler, dikkat gerektirir, itina ister… Vakıf kültürü bizim inancımızda oldukça geniş yeri olan bir kültürdür. Ecdat bu kültürü bir hakkın layıkıyla yaşatmış. Geçmişten günümüze gelen birçok vakıf var. Günümüzde kurulan vakıflar da var. Hepsinin ayrı misyonu, ayrı özelliği var. Vakıf millete hizmet etmek üzere gönüllülük ve bağış sistemiyle yürüyen oluşumdur. Vakfın içerisindeki insanların vakıf bilincinde ve hak hukuk konusuna azami dikkat etmesi gerekir. Toplumun gözü bu tarz yerlerde olur haklı olarak, çünkü vakıf bağışlarla ayakta duran kuruluştur. Düzenli geliri olan vakıf azdır. Durum bu iken, günlerdir bir vakıf, kamuoyunda maalesef olumsuz bir takım hadiselerle anılmaktadır. Malûm, Ensar Vakfı  ne yazık ki kötü bir olayla anılmaktadır. Daha da kötüsü, bize Osmanlı’dan miras Kızılay’ımızın da adı bu olaya karışmış ve yıpranmaktadır. Efendim zengin bir firma Ensar Vakfına bağış yapacak ama arada Kızılay’ı kullanıyor. Ben konunun yasal mı, hukuki mi kısmına falan bakmıyorum. Yukarda yazdığım gibi diyelim ki yasal, peki ahlâkî mi? Niye yaptığın yardımı doğrudan yapmazsın da 152 yıllık bir kurumu kendi bağışına alet edersin? Kamuoyu ne hisseder, ne düşünür. Bütün bu olup biten hadiseler bizim ciddi ihtarları hak ettiğimizi gösteriyor. Yapılanı edileni Allah görmüyor mu? Haşa bilmiyor mu? Herkesi kandırırsınız, belki kendinizi bile kandırırsınız da, her şeyi hakkıyla gören ve bilen Allah’ı nasıl kandıracaksınız? Çok uzatmak istemiyorum yazımı, sonuçta herkes her şeyin farkında. Şöyle bir duayla bitirmek istiyorum bu hafta; Yarabbi içimizdeki ahmaklar yüzünden bizi helâk etme. Âmin!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
POPÜLER VIDEO GALERİLER

Rens Token

Nazilli Mantolama

Aydın Web Tasarım